Ayşe Yaz Tatilinde

Bir zamanlar, denize yakın küçük ve huzurlu bir kasabada yaşayan Ayşe vardı. Okullar kapanmış, yaz tatili başlamıştı. Ayşe sabah erkenden uyanıp penceresini açtı. İçeri giren iyot kokusu ve kuş sesleri ona harika bir günün başladığını fısıldıyordu.

“Bugün denize gideceğim!” dedi heyecanla.

Annesi ona şapkasını ve güneş kremini uzattı:
“Güneş seni yakmasın, dikkatli ol kızım.”

Ayşe çantasına havlusunu, kitabını ve en sevdiği oyuncağını koydu. Sahile vardığında altın sarısı kumlar ayaklarının altından kayıyordu. Denizin maviliği ise göz kamaştırıyordu.

Ayşe önce kumdan bir kale yaptı. Kaleye küçük taşlardan kapılar, deniz kabuklarından pencereler ekledi. Tam o sırada yanına bir çocuk yaklaştı.

“Benim adım Mert, birlikte oynayalım mı?” dedi.

Ayşe gülümsedi:
“Olur!”

İkisi birlikte daha büyük bir kale yaptılar. Hatta kaleye küçük bir köprü bile eklediler. Sonra denize girip dalgalarla yarıştılar, kahkahaları sahilde yankılandı.

Öğleden sonra Ayşe kitabını açtı ama gözleri sürekli denize kayıyordu. O an fark etti ki bazen en güzel anlar kitaplarda değil, yaşadığın anın içindeydi.

Akşam güneş batarken gökyüzü turuncuya boyandı. Ayşe, kumların üzerine oturup denizi izledi.

“Bugün çok güzeldi…” dedi içinden.

Eve döndüğünde biraz yorulmuştu ama kalbi mutlulukla doluydu. Annesine sarılıp şöyle dedi:

“Anne, tatil sadece dinlenmek değilmiş… yeni arkadaşlar edinmek ve anı biriktirmekmiş.”

Annesi gülümseyerek başını okşadı:
“Aynen öyle kızım.”

Ayşe o gece, dalga seslerini hayal ederek uykuya daldı…

Yorum yapın