Gökyüzü yavaş yavaş laciverte dönmüş, yıldızlar birer birer ışıklarını yakmaya başlamıştı. Küçük Defne’nin odasına ay ışığı usulca süzülüyordu. Perdeler hafifçe dalgalanıyor, dışarıdan gelen rüzgâr ninni gibi fısıldıyordu.
Defne yumuşacık yastığına başını koydu ama gözleri hâlâ açıktı.
“Anne…” dedi fısıltıyla, “Uyumadan önce bana küçük bir masal anlatır mısın?”
Annesi yanına uzandı, saçlarını okşadı.
“Bu gece masalımız çok yumuşak olacak,” dedi sakin bir sesle.
“Bir varmış bir yokmuş… Ay ışığının en parlak olduğu bir gecede, küçük bir yıldız varmış. Bu yıldız, gökyüzünde kaybolmaktan korkarmış. Ama yanında hep onu izleyen bir ay varmış. Ay, yıldızın hiç kaybolmamasını sağlarmış. Çünkü sevgiyle bakan gözler, karanlıkta bile ışığı görürmüş.”
Defne’nin gözleri ağırlaşmaya başlamıştı.
“Anne… o yıldız kimmiş?”
Annesi gülümsedi.
“Yıldız sensin. Ay da benim. Ne zaman karanlık olsa, ben hep yanında olacağım.”
O sırada dışarıda bir bulut ayın önünden geçti. Oda biraz daha karardı ama Defne artık korkmuyordu. Çünkü annesinin eli elindeydi.
Annesi yavaşça fısıldadı:
“Şimdi gözlerini kapat. Nefes al… yavaşça ver… Yıldızlar seni izliyor. Ay seni koruyor. Rüyalarında çiçekler açacak, kelebekler uçacak…”
Defne’nin nefesi düzenli bir ritme dönüştü. Minik yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.
Anne, kızının alnına küçük bir öpücük kondurdu ve fısıldadı:
“En güzel rüyalar senin olsun.”
O gece ay, pencereden içeri biraz daha parlak baktı. Çünkü bir annenin sevgisi, en güzel ninniydi. 🌙✨