Bir zamanlar ok eski zamanlarda geni bir krallkta gzel bi…

Bir zamanlar çok eski zamanlarda, geniş bir krallıkta, güzel bir kral ve zarif bir kraliçe yaşarmış. Kraliyet çifti, ülkenin her köşesine iyilik ve adaletle hükmederken, insanlarına sevgi ve şefkatle yaklaşırlarmış. Ancak, krallığın sınırlarında bir değişiklik olmuştu.

Kırk yıldan fazla bir süre önce, krallığın en uzak köşelerinde bulunan büyülü ormanın derinliklerinde yaşayan gizemli bir peri prensesi vardı. Peri prensesi, doğanın koruyucusu olarak biliniyor ve ormanın dengesini sağlamak için büyük çaba harcıyordu. Ancak, son zamanlarda ormanda garip olaylar meydana gelmeye başlamıştı.

Ormanda yaşayan hayvanlar ve bitkiler huzursuzdu. Nehirler kurumaya, ağaçlar solmaya başlamıştı. Bu durumu duyan kral ve kraliçe, peri prensesiyle buluşmaya karar verdiler. Yola çıktıklarında onları zorlu bir yolculuk bekliyordu.

Derin ormanın içine girdiklerinde karşılarına devasa ağaçların arasından beliren peri prensesi çıktı. Uzun sarı saçlarıyla rüzgarın dansını taklit eden peri prensesinin gözleri gökyüzünü andırıyordu.

Kral ve kraliçe merakla peri prensesiyle olan sorunları konuşmaya başladılar. Peri prensesi üzgündü; çünkü büyülü ormanda dengeyi sağlayacak sihirli değnek kaybolmuştu. Sihrin kaybolmasıyla doğanın dengesi bozulmuş, hayvanlar ve bitkiler mutsuz olmuştu.

Kraliyet çifti bu durumu duyunca hemen yardım etmeye karar verdiler. Birlikte sihirli değneği bulmak için yola koyuldular. Ormanda gece gündüz demeden arama yaparken karşılarına farklı zorluklar çıkacaktı.

İlk olarak karşılarına çıkacak olan test trolleriydi. Test trolleri eğlenceli canlılardı; ama sihirli değneği vermeden önce onların hazırladığı zorlu bulmacaları çözmek gerekiyordu. Kral ve kraliçe sabır ve işbirliğiyle bu zorlukların üstesinden gelerek ilk engeli aştılar.

Daha sonra karşılarına dikili ağaç ruhu Gümüş Gövde çıkacaktı. Gümüş Gövde’nin dalgalanan yapraklarından yansıyan ışıklar görkemliydi; ancak o da sihirli değneği geri vermeden önce onlara kendisinin en değerli hazinesini getirmelerini istedi: “Mutluluğun sadece parayla satın alınabileceğini düşünürseniz yanılırsınız,” dedi Gümüş Gövde.

Kral ve kraliçe düşündüler; en değerli hazinelerinin ne olduğunu anlamalarına yardım edecekti bu soru cevaplandırma sürecinde… Ve sonunda anladıklarında yanındaki tahtadan oyuncak bebekleri sundular Gümüş Gövde’ye; “Çünkü mutluluğumuzun en büyük kaynağı sevgidir,” dediler holdilecek kadar heyecanlı oldular…

Sonunda Gümüş Gövde de onların samimiyetini gördü ve sihirli değneği teslim etti..Değerleri hatırlandığında dostluk ellerinden tutup bütün güzellikleri açığa vurdu.
Krallık geride bıraktığı bu deneyimden önemli derslerle dolu olarak evine ger döndüler.
Perioyun elinden tutarak masalsal incecik ses tonunu daha da alcalterek söyledigi tek sözcük ile:

” Her ne kadar mutlu son hepimin dilegi ise de asil mesaj herkes icin insan olabilmektir.” şeklinde bağırdığı gibi ucurarak havada kayboldular…

Ve böylece Kraliyet Çiftimiz, krallıklarına barış ve mutluluk getirmeyi başarmıştı; hem de daha önce hiç duymadıkları kadar güçlenmiş olarak… Masalımız burada sona eriyor! Bilgelik sizindir..

Yorum yapın