Bir zamanlar çok uzaklarda, masmavi gökyüzü ile yeşil ormanların buluştuğu bir krallıkta, iyilik ve adaletle ünlü bir Kral ve Kraliçe yaşarmış. Bu kral ve kraliçenin tek bir dileği vardı: Bir gün krallıklarını daha da mutlu ve huzurlu bir yer haline getirmek.
Kral ve Kraliçe’nin bu dileği gerçekleşmek üzereyken, krallığın derinliklerinde kötü kalpli bir cadı yaşamaya başlamış. Cadının adı Zorlana’ydı. Zorlana’nın tek amacı krallığı ele geçirmek ve insanları kötülükle doldurmak için planlar yapmaktı.
Bir gün Zorlana, büyülü aynasına bakarak, “Bu güzel krallık artık benim olmalı” diye mırıldandı. Planını hemen devreye sokmaya karar verdi ve karanlık güçleriyle sarayın etrafını sardı. Kral ve Kraliçe’nin mutlu günleri sona ermiş gibi görünüyordu.
Kral ve Kraliçe, cadının kötülük dolu niyetlerinden habersiz saraylarında huzurlu bir akşam geçiriyorlardı. Ancak gece ilerledikçe her taraf birdenbire karardı. Sarayın etrafını saran sisler içinde Zorlana belirdi.
Zorlana gizemli ses tonuyla konuşarak, “Benim adım Zorlana, bu krallık artık benim emrimde olacak!” dedi. Korkuya kapılan Kral ve Kraliçe ne yapacaklarını şaşırmıştı.
Zorlana, “Size bir teklifim var,” dedi alaycı bir şekilde. “Eğer bana tahtınızı teslim ederseniz, size zarar vermeyeceğim.”
Kral cesurca cevap vererek, “Seninle asla anlaşma yapmayacağız! Biz bu krallığı sevgi ve iyilikle yöneteceğiz!”
Bu sözler üzerine çileden çıkan Zorlana büyük bir öfkeyle büyülü gücünü serbest bıraktı. Sarayın duvarları titremeye başladı, eşyalar yerinden oynamaya başladı. Her şey kaosa dönmüştü.
Tam o sırada sarayın bahçesinden küçük ama cesur prenses Ela belirdi. Ela cesurca ilerleyerek Zorlana’ya meydan okudu, “Sen bu krallığı ele geçiremezsin! Biz buradayız ve senin kötülüklerine asla izin vermeyeceğiz!”
Zorlana sinirli bir şekilde Ela’ya baktı ve ona lanet okudu: “Sen de dahil olmak üzere tüm insanlar artık mutsuz olacak! Sevgiyi unutacaklar!”
Ancak Ela’nın kalbi sevgiyle doluydu ve bu laneti bozmak için elinden gelen her şeyi yapmaya kararlıydı. O an prenses Ela’nın içindeki büyülü ışık parlamaya başladı.
Işığın etkisiyle saraydaki tüm eşyalar duruldu, duvarlar sakinleşti. Prenses Ela’nın sevgisi etrafa yayılırken Zorlana’nın karanlık gücü zayıflamaya başladı.
Sonunda Zorlana’nın kötülük dolu planları boşa çıkarken prenses Ela’nın içindeki sevginin gücü zafer kazandı. Krallık yeniden huzura kavuştu.
Kral ve Kraliçe minnettarlıkla prenses Ela’ya yaklaştıklarında onun yüreğindeki sevginin tüm dünyayla barış içinde yaşamanın anahtarı olduğunu anladıklarını fark ettiler.
Ve o günden sonra krallık daha da mutlu bir yer haline geldi; çünkü insanlar prenses Ela’dan aldıkları dersle sevginin ne kadar önemli olduğunu anlamışlardı.
Unutmayın ki içinizdeki sevgiyi kaybetmedikçe hiçbir karanlık gücün sizi ele geçiremeyeceğini bilin! Ve böylece masalımız da son bulmuş oldu…