BAŞLIK:
Uykucu Prens ve Güzel Prenses
Bir zamanlar, uzak diyarların en kıymetli prensi Uykucu Prens yaşarmış. Adı üstünde, prens her şeyden çok uyumayı severmiş. Geceleri yıldızları sayarak uykuya dalan prens, sabahları da güneşin ilk ışıklarıyla uyanırmış. Sarayın bahçesinde gezip dolaşmayı seven bu sevimli prensin bir de en yakın arkadaşı varmış: Güzel Prenses.
Güzel Prenses, adından da anlaşılacağı gibi o kadar güzelmis ki, ona bakanın gözleri kamaşır, gönüller yumuşardı. Uykucu Prens’in en büyük dileği ise bir gün Güzel Prenses’e gönlünü açabilmekti. Fakat cesaret edip duygularını dile getirecek kadar yürekli olamazdı.
Bir gün ülkeyi hüzne boğan bir haber yayıldı: Kraliyet mücevherleri kötü kalpli bir hırsız tarafından çalınmıştı! Kraliyet ailesi perişan olmuş, halk endişe içindeydi. Kötülüklerin arttığı bu zor zamanlarda Uykucu Prens ve Güzel Prenses de ellerinden gelen yardımı yapmaya karar verdiler.
Beraber kraliyet bahçesine giderek etrafa baktıklarında bir ipucu buldular. İpucunun onları eski ve terkedilmiş bir kulenin önüne götürdüğünü fark ettiler. Cesaretlerini toplayan prens ve prenses kulenin içine doğru ilerlediler ve sonunda hazine sandığını buldular!
Hazine sandığının içinde sadece mücevherler değil, aynı zamanda bir not da vardı: “Gerçek değer sevgidir.” Bu not üzerine düşünen prens ve prenses, asıl değerin maddi eşyalar değil, kalpteki temiz duygular olduğunu anladılar.
Kraliyet mücevherleri geri getirildiğinde halk sevinçten havalara uçtu. Uykucu Prens ise artık cesurdu; kalbinden geçenleri cesaretle dillendirdi ve Güzel Prenses’e olan sevgisini açıkça ifade etti. Güzel Prenses de aynı duygularla karşılık verince mutlulukları doruklara çıktı.
Ve böylece Uykucu Prens ile Güzel Prenses’in masal dolu hayatları gerçek sevginin ne kadar değerli olduğunu öğrettiği için sonsuza dek mutlu yaşadıkları söylenir.
Unutma ki gerçek değer maddi eşyalarda veya görünüşte değil, kalpteki temiz duygulardadır. Masalların bize öğrettiği en büyük ders budur!