Bir zamanlar çok uzaklarda, masmavi gökyüzünün altında güzel bir krallık vardı. Bu krallığın prensi, adıyla tanınan Prens Can, herkes tarafından sevgiyle karşılanırdı. Prens Can, yüreği iyilik dolu olan biriydi ve halkının mutluluğu için elinden gelen her şeyi yapardı.
Bir gün, kraliyet bahçesinde dolaşırken, yorgun bir kuşla karşılaştı. Kuş, kanadını incitmişti ve uçamıyordu. Prens Can hemen kuşa yardım etmek istedi ve onu sarayına götürdü. Uzman hekimlerin tedavisi sayesinde kuş birkaç gün içinde iyileşti.
Kuşun minnettarlığı sonsuzdu ve Prens Can’a büyük bir sır verdi. “Senin iyi kalpliliğin ve yardımseverliğin ödüllendirilmeli,” dedi kuş. “Sana mutluluk taşı veriyorum. Bu taşı kalbinde sakla ve hiçbir zaman kötü niyetle kullanma.”
Prens Can teşekkür etti kuşa ve aldığı taşı kalbinde sakladı. Taş o kadar parlaktı ki, etrafındaki her şeyi aydınlatıyordu.
Zamanla, krallığın komşusu olan kötü niyetli bir prens duydu bu sihirli taştan. Onun da kendisine mutluluk getireceğini düşündü ve plan yapmaya başladı.
Bir gece, kötü niyetli prens saldırı düzenledi ve Prens Can’ın sihirli taşı çaldı. Ancak taşı kötülük için kullandığında beklediği sonucu alamadı; çünkü taş sadece saf kalplerin dileklerini gerçekleştirirdi.
Sonunda, Prens Can’ın yardımseverliği sayesinde gerçek mutluluğun içtenlikten geçtiğini anlayan kötü niyetli prens pişmanlık içinde geri döndü.
Bu hikayeden alınacak ders şudur: Gerçek mutluluk, başkalarına yardım etmekten ve iyi niyetle davranmaktan gelir. İyilik her zaman kazanır!