BAŞLIK:
Uçan Kuş ve Balıklı Göl Masalı
Eski zamanlarda, yeşilliklerle dolu bir ormanın derinliklerinde, masmavi bir göl vardı. Bu göle Balıklı Göl deniyordu çünkü içinde binbir çeşit renkli balık yaşıyordu. Balıklar, gölde özgürce yüzüyor, birbirleriyle oyunlar oynuyor ve güneşin ışığında parıldıyordu.
Gölün hemen yanındaki ağaçta ise Minik, adında sevimli bir kuş yaşardı. Minik her sabah erkenden uyanır, şarkılar söyler ve gün boyunca etrafta uçar dururdu. Bir gün Minik, Balıklı Göl’ü keşfetti. Kuşlar genellikle suya inmezdi ama Minik farklıydı, meraklıydı.
Gölün kenarına konan Minik, balıkları izlemeye başladı. Onların ne kadar neşeli olduklarını görünce içi kıpır kıpır oldu. “Keşke ben de suya girebilseydim!” diye düşündü Minik. O anda bir mucize gerçekleşti; Minik’in kanatlarına sihirli bir ışık değdi ve kuşun kanatları renklenmeye başladı.
Minik şaşırmıştı ama çok mutluydu. Artık uçabilirken aynı zamanda suya da girebilecekti! Heyecanla göle doğru uçtu ve suda yüzmeye başladı. Balıklar şaşkın şaşkın ona bakarken, Minik onlara katılıp dans etmeye başladı.
Günler geçtikçe Minik, hem havada özgürce uçmanın hem de suda yüzmenin keyfini çıkardı. Balıklarla dostluk kurdu, onların dünyasını keşfetti. Bir gün göldeki en yaşlı balık olan Bilge Balık’la tanıştı. Bilge Balık ona şöyle dedi: “Minik kuş, senin farklı olduğunu biliyoruz ama bu seni bizden ayırmaz. Her canlı kendi özellikleriyle güzeldir.”
Minik bu sözleri düşündü ve anladığı şey çok önemliydi: Farklı olmak kötü değil, aksine zenginlik getirir. Herkes kendi gibi olmalı ve diğerlerini olduğu gibi kabul etmelidir.
Bu dersi aldığı için Minik çok mutlu oldu ve artık hem gökyüzünde hem de suyun altında özgürce dolaşıyordu. Çocuklar da bu masalın sonundaki mesajdan ilham alarak farklılıklara saygılı olmayı öğrendiler.
Ve böylece Uçan Kuş ile Balıklı Göl arasındaki dostluk sonsuza kadar devam etti…