Kral ve Kraliçe Ülkesinde

Bir zamanlar, uzak ülkelerin en güzel birinde, Kral ve Kraliçe’nin çok sevdiği bir Prens yaşarmış. Prens, cesur ve yardımsever bir ruha sahipti. Ülkesindeki herkes onun iyiliği ve cömertliği hakkında konuşurdu.

Bir gün, ormana avlanmaya giden Prens, gördüğü harika bir kuşu izlemeye başladı. Kuş onu derin ormana doğru götürdü ve Prens yolu kaybetti. Ne yazık ki, ormanda kötü kalpli bir cadı yaşıyordu. Cadı, Prensi tuzaklarına düşürmek için fırsat kolluyordu.

Cadı, Prensi yakaladığında ona şöyle dedi: “Sen artık benim hizmetkarım olacaksın!” Ancak Prens asla köle olmayacağını söyledi. Bu durum cadıyı çok sinirlendirdi ve Prens’e büyülü bir uykuya dalması için lanet okudu.

Prens uyandığında kendini büyük bir sarayda buldu. Sarayın etrafındaki dikenli çalılardan geçemeyen herkes uykuya dalmıştı. Sarayın içine giren Prens, tüm odaları aradı ancak kimseyi bulamadı. Sonunda en üst kata çıkarak prensesi uyuyan bir yatakta gördü.

Prenses çok güzeldi ve masumiyeti yüzünden Prens’in kalbini yumuşattı. Ona olan sevgisiyle prensesi öptüğünde büyülü uyku bozuldu ve prenses uyanarak teşekkür etti.

Bu olaydan sonra prensesle evlenen Prens, cadının lanetini kırmanın mutluluğunu yaşadı. Herkesin içindeki iyiliği görebilen prenses ve cesaretiyle tanınan prens, ülkelerine barış ve sevgi getirdiler.

Moral: İyi niyetle yapılan her eylem, sonunda mutluluk getirir. Cesaretli olmak ve kalbindeki iyiliği korumak her zaman kazançlıdır.

Yorum yapın